|
GİRİŞ : Hac ibadettir. O , ancak Allah’ın Kurân aracılığıyla bildirdiği Menasike göre ve Allah’ın elçisi Hz. Muhammed’in örneklendirdiği şekil üzere yapılabilir. İctihadlarla Hac ibadetine ilaveler yapılamayacağı gibi , eksiltmeler de yapılamaz. Sevgili Peygamberimiz Veda Haclarında “ Hac görevlerinizi ( menasik ) benden alıp öğreniniz. Çünkü bilmiyorum , belki bu haccımdan sonra bir daha hacc yapamam. “ Umre ile ilgisine göre ifrad , temettü ve kıran şeklinde isimlendirilmekte ise de uygulamada Hac birdir ve Hac Yevm-i Terviye denilen Zilhiccenin 8. günü –daha önce ihramlanılmamışsa –Mekke’de ihramlanarak Mina’ya çıkışla başlar. Zilhiccenin 12. veya on üçüncü günü şeytan sembollerini nihai taşlama ve Veda tavafı ile biter. Biz bu çalışmada Hz. Peygamberin ( a.s ) Mina’ya çıkışla başlayan ve Veda tavafı ile biten Veda haccında beş vakit namazlarını nasıl kıldığını ,Cuma ve Bayram Namazlarını kıldırıp kıldırmadığını veya kılınması konusunda bir emir verip vermediğini incelemeye ve de uygulamakla yükümlü olduğumuz Nebevî Sünneti belirlemeye çalışacağız. GEREKLİ ÖN BİLGİ
Sevgili Peygamberimiz Veda Haccı olarak nitelenen haclarında Medine’den Mekke’ye gidişleri sırasında namazlarını kısaltarak kıldıkları – kıldırdıkları gibi Hacları sırasında Mekke – Mina – Arafat ve Arafat – Müzdelife – Mina – Mekke çizgisinde kaldıkları on günlük süre içinde de namazlarını kasrederek ( kısaltarak ) kılmış – kıldırmışlardır. 1 O seferilik halinde üç rekat olarak kıldığı akşam namazları dışında dört rekatlı namazları iki rekat olarak kılardı. Sabah namazının sünneti dışında müekked ve gayr-ı müekked sünnet namazlarını ise kılmazdı. Bu müretteb sünnet namazları dışında binek üstünde nevafilden namazlar kılardı. 2 Farz namazlarını da bineğinden inerek kılardı. Hz. Peygamberimizin seferilik halindeki sünneti bilen Abdullah bin Ömer bir yolculuk sırasında öncesi ve sonrasında bir başka namaz kılmaksızın iki rekat farz kıldırması ardından çevresindeki bazı insanların namaz kıldıklarını görünce şöyle buyurmuştur : “ Ben ( farz namazlarının öncesi ve sonrasında ) namaz kılacak olsaydım dört rekatlık farz namazları tam kılardım. Ben yolculukta Hz. Peygamberle beraberbulundum. O , iki rekat farz dışında namaz kılmazdı . İrtihal bulununcaya kadar böyle devam etti. Ebubekir , Ömer ve Osman’la da yolculuk yaptım. Onlar da ölünceye kadar iki rekat farz namazdan başka namaz kılmadılar. Allah Kur’an’ ında “ Allah’ın elçisinde sizler için güzel örnek var “ buyurdu.
( Ebu Davud Salat 2 / 6 O , seferilik halinde öğle ile ikindiyi , akşamla yatsıyı da cem’ ederdi. Önemine binaen sunduğumuz bu ön bilgilerden sonra incelememize başlayabiliriz.* Muslim Hac 51 ( Hn. 1297 ) 1.S. Ebî Davûd
Salât 279 2. Buhârî Ebvabut – Taksîr 11,12,13
PEYGAMBERİMİZ MİNA’DA NAMAZLARINI NASIL KILDI ? 1. Buhari’nin Sahihinde Abdullah b. Ömer’den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber Mina’da namazlarını kısaltarak – akşam hariç – ikişer olarak kıldı. 3 2. Buhari Ebvabut – Taksîrinde Abdullah b. Mesudun şöyle dediğini nakleder : - Ben Mina’da Hz. Peygamberle , Hz. Ebu Bekir’le , Hz. Ömer’le ve halifeliğinin ilk yıllarında Hz. Osman’la namazları iki rekat olarak kıldım.Abdullah b. Mesud kendisine Hz. Osman’ın Mina’da dört rekat olarak kıldırdığı bildirilince aynı şekilde kendisinin Hz. Peygamberle , Hz. Ebu Bekir ve Ömer’le ikişer rekat olarak kıldığını dile getirir ve şöyle söylemekten de kendisini alamaz. - Ne olaydı nasibim dört rekat değil de kabul olunan iki rekat olsaydı. 4 1. Ebu Davud’un ( evi Mekke’de olan ) Harise b. Vehb’den rivayetine göre o da Mina’da Allah’ın Resûlü ile beraber namazları kısaltarak ikişer rekat olarak kıldı. 5 Hz. Peygamber’in Yevmi Terviye’de Arafat’a çıkarken konakladığı Mina’da öğle , ikindi , akşam , yatsı ve sabah namazlarını kıldığı / kıldırdığında sabah namazının sünneti dışında farz namazların öncesi ve sonrasında müretteb sünnet namazlarından birini kıldığına dair bir rivayet yoktur.Yukarıda açıklandığı üzere O , namazlarını kasr ederken sabah namazının sünneti dışında müekked ve gayr-ı müekked sünnet namazlarını kılmazdı. PEYGAMBERİMİZ NAMAZLARINI ARAFATTA VE MÜZDELİFE’DE NASIL KILDI ? 1. Ebu Davud ve diğer hadis kaynaklarının Cabir b. Abdullah’tan aktarımına göre Hz. Peygamber Arafat’ta cem-i takdim yaptı.Öğle ile ikindi arasında herhangi bir namaz kılmadı. 6 2. Sevgili Peygamberimiz Müzdelife’de Cem-i tehîr yaptı.İki farz namaz arasında namaz kılmadı. 7 3. – Salât ve Selam üzerine olsun – O, Müzdelife’de Cem -i tehîr yaptı. Akşamı üç , yatsıyı iki rekat olarak kıldı – kıldırdı. 8 4. Hz. Peygamber Müzdelife’de akşamla yatsı arasını Cem -i tehirle cem’ etti. Her iki namaz için ikamet getirildi. İki namaz arasında veakşamla yatsının farzlarının hemen akabinde bir namaz da kılmadı – kıldırmadı. 9 Sevgili Peygamberimizin gerek Arafat’ta öğle namazının farzından önce ve gerekse Müzdelife’de akşam namazından önce namaz kıldığına dair hiçbir rivayet de yoktur. Vitir kıldığı da tespit edilememiştir.3. Buhârî Hac 844. Buhârî Ebvabut – Taksîr 2 ( 2 / 33 ) 5. S. Ebî Davûd Menasik Babul-Kasrlı ehl-i Mekke ( 77 ) Hn. 1965 , S. Tirmizî Hac 526.S. Ebî Davûd Menasik 57 ( Hn. 1905 ) Müsned Ahmed b. Hanbel 2 / 1297. Buhârî Hac B. Cem - i Beynes – Salâteyni ( 89 ) Müslim Hac 478. Buhârî Hac 96 9. Buhârî Hac 96 , Nesâ 5 / 260 PEYGAMBERİMİZ 8 – 13 ZİLHİCCE ARASINDAKİ HAC GÜNLERİNDE CUMA VE BAYRAMLARINI KILDIRDI VEYA KILDIRTTI MI ? Şanlı Peygamberimizin tek haccı olan Veda haclarında Zilhiccenin 9. Arefe günü Cumaydı. Peygamberimiz o gün Urene vadisinde insanlara hitap ettiyse de bu , Cuma hutbesi değildi. O , arefe günü Arafat’ta hitabelerinin ardından öğle – ikindi namazlarını cem-i takdim ile öğle vaktinde önce öğle sonra ikindi olmak üzere kıldırdı. Öğle namazını kıldırırken de bütün öğle namazların da olduğu gibi Fatiha ve zammî sûreleri gizlice okudu. 10 Bu konuda hiçbir ilmî ihtilaf yoktur . Aziz Peygamberimiz Müzdelife’de sabah namazını erkence ( ilk vaktinde ) kıldırıp Meşar-i Haram’da vakfeye durduktan – duâlar ettikten sonra henüz güneş doğmadan Mina’ya hareket etti. Kuşluk vaktinde Cemre-i Akabe’ye ulaştı. Bir başka işle meşgul olmadan Cemre-i Akabe’yi taşladı.Daha sonra da kurban kesip tıraş oldu ve Haccın farz tavafını yapmak üzere Mekke’ye ( Kâbe’ye ) yöneldi. Bir diğer anlatımla O Medine-i Münevvere’de sürekli olarak kıldırdığı kurban bayramı namazını haccı sırasında kıldırmadı. 11 Peygamberimiz Cuma ve Bayram namazlarını kıldırmadığı gibi herhangi bir sahabeyi görevlendirip Mekke’nin yerlilerini oluşturan insanlara olsun Cuma ve Bayram kıldırtmadı. Kılınması için bir emir de vermedi. 14 asırlık tarihi süreçte hac günlerinde hiçbir zaman Arafat – Müzdelife – Mina çizgisinde Cuma ve Bayram namazları da kılınmadı.10. Muvatta Hac Esselatu Bi Mina Yevmut – Terviyeti , Vel Cumüatü Bi Mina ve Arafate , Zadul – Mead 1 / 222 , Müslim Hn. 121811.Müslim Hac B. Haccetin - Nebiyyi Hn. 1218 , 1282 , 1258 , Zeylei Nasbur – Raye 4 / 217
PEYGAMBERİMİZİN UYGULAMALARINI NASIL DEĞERLENDİRECEĞİZ ? Peygamberimizin hac günlerinde namazlarını kısaltarak ve sabah namazının sünneti dışındaki sünnet namazlarını bırakarak kıldığını , Arafat ve Müzdelife’de Cem’ yaptığını Cuma ve Bayram namazlarını kıldırmadığı ve kıldırtmadığını biliyoruz. Onun bu uygulamasını nasıl değerlendireceğiz ? Öncelikle şu gerçeğin altını çizmeliyiz :
Peygamberimiz namaz , oruç ve hac gibi bilinen ana ibadetlerden biri ile ilgili bir uygulama yapmış ve o uygulamanın kendisine özgü olduğunu veya belirli bir sebebe dayandığını açıklamamışsa , bir diğer anlatımla farklı bir şekilde uygulayabileceğine açıklama getirmemişse uygulaması bütün Müslümanları bağlar. Dolayısıyla Peygamberimizin uyguladığı şekilde tatbik edilecektir. Burada örneklerle konumuza daha bir açıklık getirebiliriz . 1. Aziz Peygamberimiz Mekke’nin Fethi’nde Mekke’de 18 gün kaldı. Her an dönüş kararı alınabileceği için namazlarını kısaltarak kıldı. Ancak seferi oldukları için namazları kısalttıklarını açıklayarak kendisine uyan Mekkelileri uyardı ve “Mekkeliler biz seferiyiz , siz kalkınız namazlarınızı dörde tamamlayınız “ buyurdu. 12 Böylece kısaltmanın kendileri gibi seferi olanları bağladığını , mukîm olan Mekkelilerin dörde iblağ ile farklı bir yol izleyebilmeleri gerektiğini duyurdu. 2. Sevgili Peygamberimiz Veda haclarında Medine’nin Mîkat mahalli olan Zulhuleyfe’de hacda keseceği kurbanlık devesini iş’ar yaparak ve gerdanlık takarak hazırladı ve Mekke’ye sevk etti ve kendisi Kıran Hacca niyet etti. Mekke’ye gelip haccının umresinin sa’yını yaptığında ihramdan çıkmadı . Ama kendisi gibi Mikat sınırı veya dışından kurbanlık hayvanını sevk etmemiş / beraberinde getirmemiş fakat ifrad veya Kıran hacca niyet etmiş olanların niyetlerini umreye dönüştürerek tıraş olup ihramdan çıkmalarını emir buyurdu. 13 Verilen emrin uygulanmadığını görünce emrinin gerekçesini sunarak şöyle buyurdu : “ Bana sonradan ( vahiy yoluyla ) öğretilenler önceden öğretilmiş olsaydı bende kurbanlık göndermez , yalnızca umreye niyet eder , ihramdan çıkardım. Benim gibi kurbanlık getirmemiş olanlardan ifrad veya Kıran’a niyet etmiş olanlar niyetlerini
umreye dönüştürüp ihramdan çıksınlar . “14 12. S. Ebû Davûd Salat 279 , Taberani El Mecumul – Kebir Hn. 1492213.Müslim Hn. 1243 - 7 Nesai 5 / 170 – 171 , Ebû Davûd Menasik 1514.Buhari Hac 104 , 34 , Müslim Hac 17
Peygamberimiz burada da açıklama yapmış , kendisi gibi kurbanlık hayvan sevk etmiş olan kişilerin Kıran yapabileceklerini beyanla uygulamasının kurbanlık hayvan sevk etmemiş – beraberinde getirmemiş olanları bağlamadığını , onların Temettü yapmaları gerektiğini duyurmuştur. Şimdi sorumuza yeniden dönebiliriz , Peygamberimizin hac günlerinde ki kasr ve cem’ uygulaması ile , Cuma ve bayram namazlarını kıldırmama ve kıldırtmama uygulamasını nasıl değerlendireceğiz ? Tarih boyunca İslam bilginleri Peygamberî uygulamayı hac günlerine özgü hac menasiki türünden ve aynen uygulanması gereken ( nüsük ) bir uygulama olarak değerlendirdikleri gibi onun seferiliğinden kaynaklanan bir uygulama olarak da değerlendirmişlerdir. Biz Peygamberimizin uygulamasını seferiliğinden kaynaklanan bir uygulama olarak göremiyoruz. Yukarıda verilen iki örnekte görüldüğü üzere Peygamberimiz Veda Haclarında ibâdetlerde farklı uygulanabilirliği gösteren açıklamalar yapmıştır.O,Mekke’nin fethinde yaptığı gibi Veda haclarında Mina’ya çıkmadan Muhassab’da kıldığı / kıldırdığı namazlarını seferiliği sebebiyle kısalttığını bildirmiştir.15 İki rekat olarak kıldırdığı dört rekatlı namazların mukim oldukları şüphesiz olan Mekke ehli tarafından dörde tamamlamasını emretmiştir. Ancak O , Mina’da , Arafat ve Müzdelife’de namazlarını seferiliği sebebiyle kasr ve cem ettiğini açıklamamıştır. Mekke ehli gibi mukim olabileceklerin namazlarını dörde tamamlamalarını da emretmemiştir.Yüz bini aşkın Müslüman’ın katıldığı Arafat’ta Cuma namazını , Zilhicce’nin 10. günü kuşluk vaktinde de bayram namazını kıldırmamış – kıldırtmamış , gerekçesini de seferilikle de illetlendirmemiştir. Kaldı ki Hz. Peygamberin uygulamasını seferilikle ilişkilendirebilecek sabit ölçülerden de yoksunuz. Bilindiği gibi Peygamberimiz süre ve mesafe yönünden hangi yolculukların şeri yolculuk ( seferilik ) olabileceğini açıkça belirtmemiştir. Bu sebepledir ki fıkhî mezheplerimiz de farklı ve çelişkili görüşler vardır.Biz hangi fıkhî görüş açısından uygulamaya bakacağız.
Hanefilerde gelinen yerde 15 gün Şafiilerde ve Malikilerde dört tam gün Hanbelilerde ise 21 namaz vakti kalınması durumunda kişi seferi olur. 16 Peygamberimiz Medine’den Mekke’ye 3 Zilhicce Cumartesi günü akşamı gelip Muhassab da konakladı ve Pazar – Pazartesi, Salı ve Çarşamba günlerini orada geçirdikten sonra 8 Zilhicce Perşembe günü sabah namazından sonra Mina’ya çıktı. 17 15. Beyhaki Sünen-i Kübra Bab-u Cımarı Ebvab-i Salatıl – Müsafii , Vakidi Megazi 3 / 109116.Vehbe Zuheyli İslam Fıkhı Ansiklopedisi 2 / 421 - 217. Müslim Hn. 1216 , 1259 , Nesaî 5 / 159 Ibn – i Hazm Haccetul – Veda 151 Bu durumda Peygamberimiz Şafiiler , Malikiler ve de Hanbelilere göre Mekke’de seferi değildi , mukimdi. Hanefilere göre ise seferiydi. Her bir mezhep mensubunun kendi mezhebi görüşlerini uygulaması halinde farklı uygulamalara tanık olunacağı açıktır. Hz. Peygamberin tek tip birliği sağlayıcı uygulaması ortada iken daha sonraları oluşturulmuş içtihatlarla onun uygulamasını ihtilaflara açık farklı uygulanabilir bir uygulama olarak nasıl algılayabilir ve tecviz edebiliriz ? Başta Mekkeliler olmak üzere mukim olduklarını kabul edeceğimiz insanları namazlarını sünnetleriyle beraber tam kılmaya yönlendirirken Peygamberimiz kılmadığı için Cuma ve bayram namazı kılamayacaklarını onlara nasıl izah edeceğiz ? Allah’ın Resûlü ile birlikte yüz bini aşkın sahabînin yer aldığı ve günümüzde meskun mıntıkalara dönüşen Arafat ve Mina’yı Allah’ın Resûl’ünden onlarca yıl sonra ortaya çıkmış çelişkili içtihatlar çizgisinde Cuma ve bayram kılınamayacak sahra olarak mı göreceğiz ? Bütün bu açıklamalar Hz. Peygamberin Hac günleri mezkur uygulamalarını nüsük olarak değerlendirmemiz gereğini kabule yönlendirmektedir. Eğer bazı İslam bilginlerinin ısrar gösterdikleri gibi konuyu seferilik açısından değerlendirirsek , değerlendirmemizi meşrulaştıran tek izahımız olabilir ki O da başta Mekkeliler olmak üzere Mekke’de mukim olarak kabul edeceğimiz insanların Mina’ya çıktıklarında seferi olarak kabul edilmeleridir. Mekke’de mukim olanlar Mina’ya çıktıklarında seferi olabilirler mi ?Sevgili Peygamberimiz seferilikle ilgili üzerinde ittifak edilebilecek süre ve mesafe açıklaması yapmadığından Mekkelilerin Mina’ya çıktıklarında seferi olacaklarını kabule bir şeri engel yoktur. Hz. Ömer’în devr-i hilafetindeki uygulaması da kabulü doğrulamaktadır. Muvatta’da ki anlatıma göre O , Mekke’ye geldiğinde aynen Peygamberimizin yaptığı gibi yapar namazları seferi olarak kıldırır , Mekkelilerin tamamlamasını emrederdi. Ancak Mina’ya çıkıldığında namazlarını yine kasreder ama Mekkelilere tamamlamasını söylemezdi. 18 Ebu Davûd’un Menasikinde Babul – Kasrı li Ehl-i Mekke’de rivayet ettiği Harise b. Vehb hadisi de ehl-i Mekke’nin Mina’da namazları kısalttığına delildir. 19
Tarih boyunca ve de günümüzde Mekkelilerin Mina’ya çıktılarında kasr ve Cem yapmalarını ama Cuma ve bayram namazlarını kılmamalarını böylece Hz. Peygamberi izlemelerini seferilik yönünden ancak bu şekilde izah edebiliriz. SONUÇ : Yapılan açıklamalardan açıkça anlaşılacağı üzere ister nüsük ve isterse seferilik olarak kabul edelim her iki şekliyle de izlenecek yol Hz. Peygamberin uygulamasını aynen sürdürmektir. 18.Muvatta Hac Salatûl Mukimi Bi Mekkede ve Mina19.S. Ebi Davûd Menasik 77 Buna göre Mina’ya çıkıldıktan sonra yalnızca sabah namazının sünneti kılınıp farzların öncesi ve sonrasındaki sünnet namazları kılınmaksızın dört rekatlı namazlar ikişer rekat , akşam namazı ise üç rekat olarak eda edilir. Öncesinde sünnet namazı kılınmaksızın Arafat’ta Cem - i takdim ve Müzdelife’de Cem – i tehir yapılır. Cuma ve bayram namazları da kılınmaz ve kıldırtılmaz . Tutarsız yaklaşımlar ve ısrarlarla Mina Arafat ve Müzdelife’de sünnetten sapılmasına ve ihtilaflara düşülmesine sebep olunmaması görevimizdir. Yetki yasalardan değil , Nebevi uygulamalarla örtüşen bilgi ve içtihatlardan alınabilir. HAC GÜNLERİ ( 8 – 13 ZİLHİCCE ) DIŞINDAKİ DÖNEMLERDE NAMAZLAR NASIL KILINABİLİR ?
Özellikle hacda insanlarımızın sordukları soruların önemli bir bölümünü seferilik ( yolculuk ) ile ilgili sorular oluşturmaktadır. Bilinmesi gerektiği üzere seferilik mevzuunda fıkhî mezheplerimiz arasında görüş ayrılıkları vardır. 1. Ne süre ve mesafedeki yolculuğun şeri yolculuk olacağı , gidilen yerde ne kadar kalındığı zaman seferiliğin devam edeceği ,
2. Yolculuk halinde her zaman cem’ ( iki namazı birleştirme ) yapılıp yapılamayacağı , 3. Yolculuk halinde sabah namazının sünneti dışındaki farz namazları öncesi ve sonrasındaki sünnet namazlarını kılmaksızın dört rekatlı farzları iki rekat kılmanın vacib mi yoksa ruhsat mı olduğu hususu … Bütün bunlar ihtilaf edilen konular arasındadır. Çünkü bu konularda kesin bir Kur’ ân ve sünnet buyruğu yoktur. Öte yandan Diyarbakır’da doğmakla Şafii , Rize’de doğmakla Hanefi olunamayacağı , mezhep seçiminin ancak ilim adamlarının tercihine konu olabileceği de bir gerçektir. Yaşadığımız dönemde hac süresinin ortalama 45 günü bulduğu , 8 gün Medine’de kalan hacıların Mekke’deki ikamet süresinin on beş günü aştığı da bilinmektedir.Hacılarımızın vakit namazlarını çoğunlukla Mescid-i Nebi ve Mescid-i Haram’da kıldıkları da bir vakıadır. Bu durumda ( Şafii , Maliki , Hanbeli ) mezheplerimizin fıkıh görüşlerine göre ikamet süreleri 21 vakti aştığı için çoğu zaten mukim olan hacılarımıza fıkhî ayrılıklara girmeksizin Mekke’de ve Medine’de otellere yerleştikten sonra mukim olarak namazlarını sünnetleriyle beraber kılabilecekleri açıklanabilir. Müctehidlerimiz Hanefiler dışındaki namazları kısaltmak gibi kolaylıklardan yararlanmayı ruhsat olarak değerlendirdiklerine Kuran ve Sünnet nasları buna da ihtimalli olduğuna göre yukarıda açıklanan görüşün bütün hacılara teşmili uygulanabilirlik bakımından daha kolay ve verimli olacaktır. En doğrusunu Allah bilir.
| Yorumlar () >> |
 |
|